En büyük 4. Bitcoin hazine şirketi olan Metaplanet, Bitcoin'deki fiyat düşüşünden olumsuz etkilendi ve 2025 yılında 654 milyon dolarlık zarar yazdı. Tokyo merkezli şirket yaptığı açıklamada "BTC odaklı büyüme stratejimize devam edeceğiz" dedi.
Bitcoin'in 60 bin dolara kadar düşmesi fiyat tartışmalarını yeniden alevlendirirken Coinbase CEO'su Brian Armstrong ise müşterilerinin düşüşlerde alım yaptığını belirtti. Armstrong küçük yatırımcının hem Bitcoin hem de Ether'deki hesaplarında birim sayıların arttığı bilgisini verdi.
Yaklaşık 5 ay önce 126 bin dolarlık seviyesindeyken bambaşka senaryoların konuşulduğu Bitcoin'de bugün ise düşüşün nereye kadar gidebileceği tartışılıyor. Geçmişe bakıldığında ise bu senenin ilk çeyreğinin Bitcoin fiyatı için son 8 yılın en kötüsü olabileceği görülüyor.
Strategy şirketi Bitcoin'in 8 bin dolara düşmesi durumunda dahi borcunu ödeyebileceğini belirtti. Atılan tweet'i kendi hesabında paylaşan Michael Saylor da, "Planımız, 3 ilâ 6 yıl içerisinde dönüştürülebilir olan borcumuzu hisseye çevirmek" dedi.
Beyaz Saray yetkilisi Patrick Witt, büyük bankaların oluşturdukları yeni kadrolarla kripto sektörüne ciddi bir giriş yapmaya hazırlandıklarını söyledi. Witt'e göre, JPMorgan gibi kuruluşlar, kripto paraları bir tehdit olarak görmüyor, aksine "muazzam bir fırsat" gözüyle bakıyorlar.
Fidelity yöneticisi Jurrien Timmer, Bitcoin'de 60 bin doların güçlü bir dip olabileceğini ve düşüşün büyük ölçüde tamamlandığını ileri sürdü. Timmer'a göre fiyatlar birkaç ay yatay seyredebilecek olsa da ardından yeni bir döngüsel boğa hareketi başlayabilir.
Standard Chartered, kripto paralarda kısa vadeli beklentilerini aşağı çekti. Banka, "teslimiyet satışları" uyarısıyla Bitcoin'de 50 bin, Ethereum'da 1400 dolar seviyelerinin görülebileceğini belirtirken ETF çıkışları ve faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesini baskı unsuru olarak öne çıkardı.
Spot Bitcoin ETF’lerinin devreye girmesiyle birlikte BTC'de likidite giderek daha fazla ABD piyasa saatlerine sıkıştı. Bloomberg’e göre kurumsal işlemlerin 5 günlük hisse senedi takvimine paralel hareket etmesi, piyasa yapıcılar ve ETF akışları devre dışı kaldığında kırılganlığı artırıyor.