Bitcoin haberleri - Uzmancoin - Kripto para ve altcoin

Bir Bitcoin yatırımcısı, 11 yıllık serüvenini anlattı, içini döktü: İşte o hikaye

Bir Reddit kullanıcısı, Bitcoin'de 11 yıllık serüvenini, başından geçenleri anlattı ve içini döktü. Bu hikayede, yeni başlayanlar başta olmak üzere tüm kripto para yatırımcıları için önemli dersler var.

Özellikle teknoloji alanında yorum yapılan ve kullanıcı deneyimlerinin anlatıldığı sosyal paylaşım platformu Reddit’te 2010 yılında Bitcoin’le tanışan bir yatırımcı kendi hikayesini paylaştı. Reddit kullanıcıların kısa süre içinde ilgisini çeken hikayede anlatıcının, “Keşke daha çok alıp, daha çok madencilik yapsaydım. 2013’te değerli metallere yatırım yapmak… Ne büyük bir kayıptı” demesi dikkat çekti.

İşte Reddit kullanıcısının 11 yıllık Bitcoin ve kripto para hikayesi:

“Daha önce de birkaç uzun dönem HODLer’ın burada hikayesini büyük keyifle okumuştum. İşte benim hikayem de bu, umarım siz de beğenerek okursunuz.

0 ile şu anki ATH arasındaki her sayı, en yüksek nokta anlamında görülmüştür. Herhangi bir ATH görmenin sizi amacınızdan, inandığınız bir projeden uzaklaştırmasına izin vermeyin. Hedefinizi, bakış açınızı ve ufkunuzu 10 yıllık belirleyin ve paranızı kilitleyin.

Ergenlik dönemimden bu yana hep özgürlükçü bir kişilik oldum. Devletin parasal genişleme politikası beni her zaman kaygılandırmıştır. Devletin varlığının aslında ne kadar ahlaksızca bir şey olduğunu öğrenirken aynı zamanda para politikalarının ve enflasyonunun öngörülemez bir şekilde nasıl herkesi soyduğunu da gördüm. Bu konuda elde ettiğim bilgileri cebime koydum ve kendi paramı kazanmaya başlar başlamaz buna bir çare aramaya başladım. (Bu paragraf politik felsefe içeren tek paragraftır, okumaya devam edin)

Takip ettiğim özgürlükçü forumların bir tanesinde Bitcoin’i ilk kez duyduğumda yıl 2010’du. Benim için ilginç bir konuydu. Bunu da ileride araştırmak üzere cebime koydum ama üzerine de fazla düşmedim. Yine 2010 yılında, bu kez birkaç ay sonra yine Bitcoin bu forumlardan birinde karşıma çıktı. Bu kez konuyu araştırmaya karar verdim. Bilgisayarıma cüzdan indirip, onu senkronize ettiğimi ve oraya Bitcoin aktarmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Kaç tane olduğunu hatırlamıyorum. 5 taneydi sanırım. Daha sonra konuyu yine fazla irdelemedim. Bir nokta da sanıyorum ‘steam’ oyunları için olsa gerek, blokzinciri indirdim. Sonra da coin’ler gitti. Evet, doğru. Steam… Ben hayatımın büyük bölümünde bir gamer’dım aynı zamanda… O dönem için çok güçlü bir ekran kartı olan Radeon5970’e sahiptim.

Bitcoin’i 3. kez duyduğumda Mayıs 2011’di. Fiyatın arttığını ve insanların çok iyi para kazandıklarını okumuştum. Bu kez tam anlamıyla ne olup bittiğini öğrenmeye karar verdim. İşte bu dönemde Bitcoin’in içine dalıp gittiğim bir dönemdi. Bazı geceler hiç uyumadığımı bile hatırlıyorum. Gün içinde kendi işimde çalışıp, akşam eve geldiğimde ise zamanımın çoğunu Bitcoin hakkında öğrenebileceğim her şeyi öğrenmeye ayırıyordum. Adreslerin nasıl oluşturulduğu, cüzdanların nasıl çalıştığı, madencilik sistemin nasıl işlediği, zorluk ayarlamasının nasıl yapıldığı… Mümkün olan her şey…

1 ya da 2 haftalık çok ciddi bir okumanın ardından, Bitcoin’in internetten sonraki en büyük buluş olduğuna kanaat getirdim – Paranın şu ana kadarki sokulmuş en mükemmel şekli. Şimdiye kadar insan tarafından tasarlanmış en akıllıca sistemlerden biri, ve HENÜZ ONU KİMSE BİLMİYOR.

O dönem başka coin var mıydı, hatırlamıyorum ancak 2011-2012 döneminde Namecoin, Peercoin ve Feathercoin isimlerini net şekilde hatırlıyorum. Şu anda, tabii ki XRP ve LTC dışında, bu coin’lerin hiçbirini görmüyorum ya da duymuyorum.

Daha sonra yüzde 100 şekilde bu konuyla ilgilenmeye karar verdim. Biraz Bitcoin almam gerekiyordu. ŞİMDİ gerekiyordu. Bu, internet üzerinden hisse senedi almak gibi olacaktı ancak daha iyi bir sistem… Karşı taraf riski yok ve artık kendi bankam olabilecektim.

O dönem çok fazla para kazanmıyordum ve bu tür isteğe bağlı bir konuya para harcamak benim bütçem için çok da iyi bir durum olmayacaktı. Evet, çok iyi bir oyun bilgisayarım vardı ancak hayattaki tek lüksüm de buydu. Bitcoin yatırımımın uzun vadeli olacağını biliyordum ve 500 dolarlık almaya karar verdim. O dönem piyasada hatırlayabildiğim tek borsa Mt Gox’tu. BTC-e’nin olup olmadığını hatırlamıyorum. Belki de vardı ama ben duymamıştım.

Mt Gox’a üye oldum ve nasıl fon yatırıldığını öğrendim. Bunu yapmanın birkaç yolu vardı. Bunlardan biri Dwolla adındaki bir uygulamaydı. Dwolla’ya da üye oldum ve ismimi doğrulattım. 500 doları yatırdım ve Gox’a yolladım. BTC fiyatı o dönem 3 dolardı.

Transferi Salı akşamı işten geldikten sonra yapmıştım. Daha sonra bana paranın cuma günü hesabımda olacağı bilgisi verildi. Ve o günlerde, fiyatın her saat yukarı tırmanışını üzülerek izlemek zorunda kalmıştım. 3.5, 4, 5, 6 dolar… Salı akşamı itibariyle fiyat 2 katına çıkmıştı bile…

Cuma günü iş yerindeyken, neredeyse her 5 dakikada bir sürekli olarak e-postamı kontrol ediyordum. Tüm gün boyunca transfer gerçekleşmemişti. O akşam için de arkadaşlarımla plân yapmıştık. Kahretsin, bu işi akşam arkadaşlarımla zaman geçirirken telefonla yapmaya çalışacaktım.

Akşam sinemaya gittiğimizde, salonda her biri 10 dolardan 50 Bitcoin almıştım. Evet, en yüksek fiyattan almıştım. Bu Bitcoin’lerin her birini bugün de HODL ediyorum. Hiçbirini satmadım.

(Merak edenler için film: X-Men: First Class)

Burada da durmak istemedim. Öğrendikçe daha da öğrenmek zorunda kalıyordum ve daha fazla YAPMAK zorunda kalıyordum. İşte bu dönemde de bilgisayardan madenciliğe başladım.

ASIC’lerden önceki zamandı. O dönem madenciler sadece CPU kullanıyordu. ( 2011’de CPU’ydu. SHA256 madenciliği için az gelişmiş olan şimdiki GPU’lar gibi…)

Ertesi gün Bitcoin madenciliğine adeta bodoslama daldım! Yazılımı indirdim ve Slush Pool’da bir hesap oluşturdum. 5970’imi tam kapasite çalıştırıyordum, sonra da arkadaşlarımla dışarı çıkıyordum. Eve geldiğimde ise odam, çıkarkenki halinden çok daha sıcak oluyordu. Bu işin tek sorunu bu muydu yani? Tamam, iyi…

Ayrıca madencilik yaparken, ekran kartı desteğinin gerektiği oyunları da oynayamıyordum. Hash oranını indirmem ya da tamamen kapatmam gerekiyordu. Tamam, bununla da uğraşabilirdim.

Birkaç gün bu sorunlarla mücadele ettikten sonra yen bir 5970 almaya karar verdim. Eğer Bitcoin’den sıkılırsam The Witcher 2’yi hala iyi çalıştırabilecek bir kart olmalıydı.

Bir ay boyunca Slush Pool ve BTCGuild arasında yaptığım madencilikten de 50 BTC kazandım.

Bugün bu Bitcoin’leri de hala HODL ediyorum.

Bir gün elektrik faturam geldi ve 350 dolardı. Tek odalı dairem için mi? Bu imkansız. Elektrik şirketini aradım ve faturamın yanlış geldiğini, en az 2 kat fiyat olduğunu söyledim.

Verilen cevap ise ‘Hayır fatura doğru. Bu ay ödemeniz gereken miktar budur. İyi günler!’di.

İşte o gün Bitcoin madenciliğini bıraktığım gündü.

O dönemlerde tüm arkadaşlarıma Bitcoin’den bahsediyordum. Bana gülüyorlardı. Ama ben onlara bir gün milyoner olduğumda gülemeyeceklerini söylüyordum. Kısa zaman sonra ise Bitcoin fiyatı çakıldı. 32 dolarlık zirveden 2 dolara düşmüştü. ÇOK ZOR GÜNLER.

Bu düşüş hala BTC tarihindeki en büyük düşüşlerden…

Arkadaşlarımla Bitcoin konuşmayı da bırakmıştım. Üye olduğum oyun topluluklarında da benimle acımasızca dalga geçiyorlardı ve Bitcoin’i de ‘çöp’ olarak tanımlıyorlardı. Her gazetede ve haberde neredeyse Bitcoin’in ölümü kutlanıyordu. Halkın gözündeki ilk çöküştü ve ben yapayalnızdım.

Bitcoin fiyatını gösteren widget’ı telefonumdan sildim. Hayatıma devam ettim ve Bitcoin’i unutmaya çalıştım. Cüzdanımı bilgisayarda tuttum ama blokzincirin kopyasını da sildim.

Bundan sonraki 2 sene boyunca Bitcoin’i çok az düşündüm. İşte ya da arkadaş grupları içerisinde konu açıldığında başka konuya geçtim. Tamamen demoralize olmuştum ve tüm zamanların en büyük dolandırıcılık tuzağına düştüğümü düşünmeye başlamıştım.

Bu çekilmez İKİ YILLIK dönemden sonra… Bitcoin geri döndü.

Bir gün, r/Bitcoin’i açtım ve ana sayfada her yerde müthiş bir mutluluk ve gurur gördüm. Neler oluyordu…

Bitcoin son ATH’yi geçmiş ve çıkışını da devam ettiriyordu. 50 dolar, 100 dolar ve devam!!!

O anda, son birkaç yıllık korkularımdan kurtuldum. Bir şekilde o dönem, kağıt para değerinde kaybettiklerim, Bitcoin konusuna eğilmemi sağlayan özellikleri unutmama neden olmuştu.

Peki Bitcoin geri mi dönmüştü? Aslında o hiç gitmemişti. Hala aynıydı. Merkeziyetsiz, değiştirilemez ve anında transfer edilebilir özellikleriyle benim aşık olduğum mucize varlık hala oradaydı.

Madenciliğe geri döndüm ama GPU’mu da 7/24 açık bırakmadım. Sonunda da ortaya ASIC cihazlar çıkmış ve benim bilgisayarım gibi olan cihazlar madencilik için yetersiz kalmışlardı. Daha sonra da aynı bilgisayarla bu kez LTC madenciliği yapmaya başladım ve kazandığım LTC’leri de BTC karşılığında satıyordum.

Give-me-ltc adındaki bir sitede madencilik yapıp, BTC-e’de de onları satıyordum.

Sonunda madencilikten yine sıkıldım. Fazladan elektrik faturası ödemek, sürekli oyunla madencilik arasına gidip gelmek ben yoruyordu. Dolayısıyla madenciliği bıraktım ve başka işlere odaklandım.

Bu madencilik döneminden de 30 BTC ve 400 LTC ile çıktım. Bugün bu coin’lerin hepsini hala HODL ediyorum.

Sonunda Bitcoin 1000 dolar oldu ve ben bunu bitcoinity.org’da izledim. O günü çok net hatırlıyorum.

bitcoinity’deki grafikte her fiyat noktası genelde eğlenceli gif’lerle gösterilirdi. Dans eden ya da deli gibi davranan biri, gülen surat yapan bir insan ya da Mr. Bean’in arabasıyla geçerken reklam panolarını izlerken oluşturduğu suratlar olurdu. Bu kez ise gif farklıydı, ciddiydi.

Aya çıkmış bir astronot vardı ve Bitcoin işareti olan bir bayrağı arkasına dikmişti. Gözlerim yaşarmıştı. Bu çok önemliydi. Bitcoin, yeniden o bilindik haline dönmüştü. O, paranın en mükemmel şekline sokulmuş haliydi.

Elimdeki fonların değeri 6 haneli öğrenci kredimi ödemeye yetiyordu. Hayat boyu bu parayı ödeyeceğimi düşünmüştüm hep… Bitcoin bana finansal özgürlük vermişti.

Tek bir satoshi’yi bile satmadım.

Tabii ki 1000 dolarlık fiyat uzun sürmedi ve artık, tüm kredimi elimdeki coin’lerle ödeme şansım da kalmamıştı. Fiyat TAM 4 YIL boyunca toparlanamadı. Bu, bir önceki kripto kıştan da uzun bir süreydi. Bu dönemde Coinbase aracılığıyla birkaç coin daha aldım.

2017 koşusu ise benim için bulanıktı. Bir gün hariç…

Kripto milyoneri olduğum o gün…

Benim ailem hiçbir zaman tonla para sahibi olmadı. Hiçbir zaman son model oyuncaklar ya da kıyafetler bende olmadı. Fakir değildik ama geçinmeye çalışırdık. Kişisel finans konusunda da harika bir eğitim almamıştım.

Bir kripto milyoneri olmak kafamın içini kemirmişti.

Bir gün işe giderken arabada, kendimi dünyanın en büyük insanı gibi gördüm. Bir şekilde, bilgisayardaki bazı numaralarla oynayarak milyon dolar sahibi olmuştum.

Kendimi durduramadım ve iş yerindeki herkese bu durumu anlattım. Ben artık bir kripto milyonerdim. Dilimi tutamadım. Aileme, arkadaşlarıma, herkese söyledim.

Dükkana kendim için bir şeyler almaya gittiğimde, koridorlarda dolaşırken bu düşünceyi aklımdan çıkaramıyordum: ‘Bu insanların yanında bir MİLYONER olduğundan haberleri bile yok’

Tabii ki kripto milyonerlik durumum da uzun sürmedi.

Ancak bu kez zirvedeyken HODL değil, SODL (*satmak) yaptım ve bir ev ile araba aldım.

1 ya da 2 ay sonra artık bir kripto milyoner değildim.

Altcoin sezonunu görmek ise benim için bir çılgınlık gibiydi. Hiç yükselmeyecek coin’i seçmek neredeyse imkansızdı. Herkes kazanıyordu. Müthiş bir delilikti. Ben de bu kazançtan elde etmek için, uzun vadede bu olaya inanmadığım için (hala inanmıyorum) biraz ETH aldım.

Bugünlerde ise kendimi iyi hissediyorum. Fiyat değişimleri beni pek etkilemiyor. Son Bitcoin aldığımda fiyat Mart ayındaki düşüşteydi ve 4 bin dolardı. Burada Bitcoin almaya kim direndi gerçekten merak ediyorum.

2017’de sattıklarım dışında tüm coin’lerimi hala tutuyorum.

Bu modeli her zaman göreceksiniz. Her zaman bir ATH de olacak, çöküşler de gelecek. Ya da bir düzeltme olacak. Kendinizi bir HODL gibi hissettiğinizden çok daha fazla kez, belki de aptal gibi hissedeceksiniz. Ama en sonunda bu hissiyatlar da yok olacak.

Paylaşacak birkaç anektod ve düşüncem var. Bunları da madde madde aşağıda yazıyorum:

  • Bir süre elimdeki BCH’leri tutum. Ayrılma sırasında KORKUNÇ hissettiğimi söylemeliyim. 6-12 ay sonra tüm BCH’lerimi BTC karşılığında sattım.
  • Anında BSV’lerimi LTC karşılığında sattım.
  • BTC, LTC ve ETH tutuyorum. Bu kadar.
  • Merkezi olan ve ‘geliştirilmeş ve yeni’ olan hiçbir çöp coin’e inanmıyorum. Başından sonuna dek BTC maksimalistiyim. Almayı düşünebileceğim farklı tek coin Monero’dur. Monero ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum ve hiçbir araştırma da yapmadım. Dolayısıyla elimde de hiç yok.

EĞLENCELİ

  • 2013’te arkadaşıma 5 BTC verdim. Unuttular. Bir yıl sonra hatırlattım ve tanesi 175 dolardan sattılar.
  • Yine 2013’te başka bir arkadaşıma 30 BTC verdim. 2017’de tanesini 750 dolardan sattılar.
  • Birkaç günlüğüne solo IxCoin madenciliği yaptım (tam anlamıyla kim?). Solo madencilik yapmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istedim. Tek bir blok bile çıkarmadım.
  • En favori Bitcoin sözüm “Bu bir beyefendi” bunu artık neden kimse söylemiyor?

ANILAR

  • Kullandığım cüzdanlar: Bitcoin core ==> Armory Offline
    Electrum Offline
    Trezor
  • Armory çok tuhaf bir cüzdandı. Armory’nin blokzincire senkronize olamadığı 20. seferden sonra Electrum’a geçtim. Cüzdanın senkronize edilmesini sağlayamadığım için bazı Python komut dosyası kullanarak özel anahtarları manuel olarak dışa aktarmak zorunda olduğumu hatırlıyorum.
  • BTC konusunda Reddit bazen çok yavaş kalıyordu. Ben de BTC-e’ye gidiyordum.. Şimdi BTC-e de yok ben de Reddit’ten sıkıldığımda /biz’de takılıyorum.

PİŞMANLIKLAR

  • Daha fazla almamak. Daha fazla madencilik yapmamak
  • BCH’lerimi hemen, anında BTC’ye çevirmemek.
  • BTC almaya odaklanmak yerine borç ödemelerine konsantre olmak
  • 2013’te değerli metallerden satın almak. Ne büyük kayıp…
  • 2017’de satış yapmak. Ama bir ev ve araba istemiştim. Kâr satışı yaptıktan sonra pişman olmak aptalca ama durduramıyorum.

DÜŞÜNCELER

  • Bir kere bile kimseyi Bitcoin almaya ikna etmeye çalışmadım. Onlara Bitcoin’in potansiyelini ve FED’in kötü olduğunu anlattım. Ama bir kere bile ‘Bitcoin almalısın’ demedim.
  • BTC için yeni bir 10x görüyorum. Sadece BTC alın. Başka bir şey almayın. Sadece BTC alın ve onu HODL edin.
  • Tüm çöküşlerde HODL etmeye devam edin. Sizi daha güçlü yapacaktır. Birkaç tanesinden sonra diğerleri sizi üzmeyecektir. Adam olun ve coin’lerinizi HODL edin.
  • İnsanların BTC protokolündeki ağ etkisini anlamıyor. Kimse başka coin’lerde daha iyi özellikler olup olmamasını takmıyor. Daha iyi internet protokollerinin olması kimsenin umrunda değil. Herkes en büyük altyapıya ve desteğe sahip olanı kullanıyor. Çöp coin tuzaklarına düşmeyin.
  • İnsanlar katman konseptini de anlamıyor. Blok boyutunu artırmak Bitcoin ölçeklendirme sorununun çözümü değildir. İkinci katman ve ötesi çözümdür.
  • Vergi almak hırsızlıktır.

Umarım bu hikaye eğlenceli gelmiştir.

Herkes mutlu yıllar!!!!!”

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!
Daha Fazlasını Okuyun

Sohbete Katıl