Kuantum bilgisayarlar, kripto paralarda nasıl bir tahribata yol açabilir?

Kuantum hesaplama, modern çağın en büyük teknolojik devrimlerinden biri olmayı vaat ediyor. Öte yandan mevcut bilgi sistemlerimizin birçoğu için bir güvenlik tehdidi de getiriyor. En büyük tehlike ise kripto paralarda.

Kuantum hesaplama, modern çağın en büyük teknolojik devrimlerinden biri olmayı vaat ediyor.

Çok da uzak olmayan bir gelecekte kuantum mekaniğinin gücünü kullanan makineler mevcut bilgisayarlarla erişilemeyen hızda karmaşık işlemler gerçekleştirebilecek. Geleneksel bilgisayarlar, 1 veya 0 ile temsil edilen, açık veya kapalı bir anahtar sistemi üzerinde ikili bir modele dayanıyor.

Kuantum bilgisayarlar, anahtarlarının aynı anda hem açık hem de kapalı konumlarda olabilmeleri bakımından farklı. Eşzamanlı olarak iki farklı durumda olabilmeyi sağlayan bu yetenek, kuantum bilgisayarlarını çok daha hızlı kılan şey.

Google, bundan iki yıl önce sahip oldukları kuantum prototipinin laboratuarlarındaki diğer bilgisayarlardan 100 milyon kat daha hızlı olduğunu açıkladı. 1990’lı yıllarda dünya satranç şampiyonu Garry Kasporov’u yenen Deep Blue adında bir süper bilgisayar inşa etti. Deep Blue, Kasporov’un 200 milyon olası satranç hamlesini bir saniyede hesaplayabilme yeteneğine sahipti. Yıllar sonra bir başka kuantum makinesi bu sayıyı saniyede 1 trilyona çıkaracaktı.

Bu teknolojinin gelişimi, her geçen gün giderek daha hızlı bir şekilde ilerliyor. Pazarlanan ilk kuantum bilgisayar, Kaliforniya merkezli şirket D-Wave tarafından 2011 yılında üretildi. D-Wawe’in ürettiği bilgisayarda 16 kuantum hesaplama ünitesi -ya da qubit- içeren bir işlemci vardı. O zamandan bu yana IBM ve Microsoft gibi sektör devleri de kendi kuantum programlarını duyurdular. Bu hızla ilerleyen trend, bu yeni makinelerin önümüzdeki birkaç yıl içinde üstesinden gelebileceği kübit sayısının katlanarak artmasına yol açacak.

Kuantum hesaplama, birçok alanda fantanstik gelişmeler sağlayacakken aynı zamanda mevcut bilgi sistemlerimizin birçoğu için bir güvenlik tehdidi de getiriyor. Elbette hiçbir yerde bu tehlike kripto para birimlerindeki kadar fazla değil

Kuantum hesaplamanın kripto paralar üzerindeki etkisi

Kripto para yaratıcılarının en büyük hedeflerinden biri güvenli bir dijital işlem sistemi kurmaktı. Sistem, finansla ilgili güvenlik açıklarına karşı geçirmezlik sağlayacak şekilde dizayn edildi. Yenilikçi Blockchain sistemi, bu yeni paradigmanın bir gerçeklik haline gelmesi için eşler arası küresel kayıt tutma ağını sağladı.

Tüm dünyada kripto para işlemlerinin kayıtları blok zinciri üzerinde saklanıyor ve kayıtlar tüm kullanıcı topluluğuna yayıldığından değiştirilmeye karşı dirençli.

Dolayısıyla Blockchain sistemi esasen kuantum hesaplamaya karşı dirençli. Hesaplama gücündeki gelişmeler, sistemin güvenliğini tehlikeye atmaz. Kuantum bilgisayarların kripto paralara yönelik tehdidi, bireysel hesapların veya cüzdanların savunmasızlığında yatıyor. Kuantum bilgisayarlar, kripto para cüzdanlarının kodlarını kırma potansiyeline sahip.

İşte arıza:

Bir kullanıcı örneğin Bitcoin’i kullanarak işlem yaptığında gönderilmekte olan para miktarı, blok zinciri üzerinde daha önce kaydedilmiş ve harcanmamış bir miktara işaret etmeli. Kullanıcılar, kripto para hesabına veya adrese uyan özel bir anahtar temin eder.

Bu anahtarlar tipik olarak 64 karakter uzunluğundaki harf ve rakam kombinasyonundan oluşur. Başka bir kullanıcının Bitcoin‘lerini kullanmak için bir hacker adrese bağlı doğru anahtar kombinasyonunu bulmak zorunda kalır. Bu matematiksel olarak olanaksız kabul edildi. Şimdiye kadar.

Bir kripto para anahtarını hack’lemek, ikili bir bilgisayar kullanarak neredeyse imkansız haldeyken kuantum makineleri, işlem yeteneğiyle bunu başaracak görünüyor. Kuantum bilgisayarların her 18 ayda bir gelişimini ikiye katlamasıyla bu senaryo bir gerçeklik olmaktan çok uzak değil.

Bu kuantum bilgisayarların yer aldığı bir dünyada güvenli kripto paralar olmadığı anlamına gelmiyor. Kuantum işlemcilerinin tehdidi şu anki mevcut sistem üzerine. Bu para birimlerini yaşayabilir kılmak amacıyla kullanıcılar topluluğu, blok zincir ağındaki işlemlerin onaylanması için yeni kimlik doğrulama yöntemlerine başvurmak zorunda kalacak.

Bu yeni yöntemlerin geliştirilmesine yönelik çözümler, kuantuma karşı dayanıklı kriptografinin oluşturulmasında yatıyor. Birçok sektör lideri, kuantum bilgisayarların saldırılarına dayanabilecek çok çeşitli güvenlik imzaları geliştirmek için iş başında. Bunların çoğu Lamport’s Signature, Merkle Schemes ve Secret Sharing gibi on yıllar önce keşfedilen ve şimdi dijital şifrelemeye uygulanan matematiksel planlara dayanıyor.

Ancak zaman kripto para sahiplerinin yanında değil. 2016 yılında ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), mevcut siber güvenlik altyapısına karşı kuantum hesaplama tehdidini ortaya koyan bir rapor hazırladı. Raporda, kuantum işlemcilerin kamusal ve özel anahtar tabanlı kriptografi için gerçek bir tehlike oluşturmasının en on yıllar alacağı sonucuna varıldı.

Fakat bu teknolojinin son bir buçuk yıl içinde gelişme hızı göz önüne alındığında bu tahmin çok iyimser duruyor. Gerçekten de birçok uzman NSA’nın zaman çerçevesini 15 yıldan daha az, hatta 10 yıl olarak kısaltıyor.

Kaynak: TNW

In this article

Katkıda Bulun